Böyle Buyurdu da Zerdüşt Biz Ne Kadar Dinledik ? - Böyle Buyurdu Zerdüşt - Friedrich Nietzsche
Kitaba girmeden önce bir ön açıklama yapmak isterim çünkü kendimden çok şey değil baya baya kendimi buldum. Büyük bir kaza ve ölümden dönmenin yarattığı kalıcı hasarların hem fiziksel hem ruhsal yanının dışında çok büyük sorularında sorulamasına sebebiyet veriyor tabii araya 8 yıllık bir imam hatip tecrübesini katmasam olmaz. Bazı insanları bu konuda hayran kalırım büyük kaza geçirmeden bu soruları soranları.
Biraz Nietzsche'den bahsedelim kendisi Lutherci bir papazın oğlu, annesi de lutherci bir gelenekten gelen dindar bir hanımefendi oğlunun teoloji(ilahiyat) okumasını çok istemiş lakin Nietzsche gençken eğitim aldığı kurumda klasik dillerden (yunanca ve latince) çok üstün başarı sağladığından filoloji bölümüne girmiş ordan Antik Yunan'a aşık olmuş.
Peki ben nerden tanıdım bu Antik Yunan'ı ?? diye sordum kendime kökeni çeksem çocukken oynadığım video oyunlarına - Ps2 de God of War gibi- izlediğim filmlere çekerim ama sadece öyle görsel açıdan diğer tükettiğim şeyler arasında bir şeydi. Lakin kazadan sonra hayata tutunmak adına arayışlara girmiştim. Okuduğum tüm eserlerde sevdiğim tüm eserlerde Antik Yunan'a hep göndermeler vardı. Ya neymiş bu Antik Yunan kardeşim! diyip girdim mevzuya. Stoa felsefesiyle o gün tanıştım ve beni kendine bağladı. Tabii bununla yetinmeyip indikçe indik ve inmeye devem ediyorum. Bu meseleye biraz değinmek istiyorum trajik geliyor çünkü bana.
Stoa felsefesi günümüzde popülerliği gittikçe artıyor stoacıların kalemi güçlüdür lakin insanlar felsefesini hiç bilmediğini fark ettim çok kabaca stoacılar genel olarak hayatta mücadeleden (Hem bireysel hem toplumsal bir gelişim mücadelesi) keyif olarak bakıyordu mücadeleden keyif almayan kişilerin intiharını meşru olarak görüyorlardı (bkz Seneca). Her neyse daha sonrası ne tuhaftır ki çok sevdiğim bir yakınımla aynı döneme denk gelmişiz birbirimiz Antik Yunan konusunda besledik özellikle felsefeden çok edebi sanatlar kısmında.
Nietzsche ile tanışmam da bu çok sevdiğim bir yakınım olan kişi sayesinde olmuştu Jack London'nın Deniz Kurdu eserini hediye etmişti kitap Nietzsche'nin üstinsan fikrine bir eleştiriydi lakin karakter beni büyülemişti. Tabii bu dediğim 2019-2020ler bu zamana kadar niye Nietzsche okumadım? Galiba fikirlerimin bu kadar uyuştuğu biriyle tanışıyor olmaktan korkuyordum aynaya bakmaktan korkmak gibi. Birgün ablam Nietzsche Ağladığında'yı önerdi sağ olsun başka bir arkadaşım da bana kitabı hediye etti. O kitabı bitirdikten sonra artık Nietzsche ile tanışmam gerektiğine karar verdim. Peki Nietzsche ne diyordu ? "Böyle buyurdu Zerdüşt"
Kitap gerçekten Zerdüşt'ün dağ başında güneşi selamlamasıyla başlıyor. Zerdüşt motifi önemli Nietzsche'yi anlamak için.
Zerdüşt orjinalde baktirya (kuzey afganistan) veya horasanda (Doğu İran) doğumuş bir peygamber. İran havzasında çoktanrılı bir din yapısına karşın bu yapıyı tek tanrılı düalist bir yapıya çevirmişti. Ne demek istiyorum kabaca Ahura Mazda iyilik tanrısı ve Ehrimen kötülük tanrısıydı. Evren ve dünya bu ikisinin mücadelesinin bir arenasıydı. Zerdüşt akıl sahibi olan birinin bu iki taraftan birini seçmesini ve bu seçimini Ahura Mazda'dan yana olarak yapmasını öğütlüyordu.
Zerdüşt ağaç ekmek, tarım, hayvan üretimi, kurban olmaması, çocuk yapmak ve özellikle çocuk eğitimi konularında çok öğütler vermiştir. Bunların özündeki hayat üretimine dikkat çekerim. Güneşe olan kutsallıkta biraz burdan geliyor. Uzayı düşünün koskocaman bir karanlıktı yıldızlar olmasaydı. Ve bizim yıldızımız güneş bu ekosistemdeki hayatı üreten ve aydınlatan şey.
Nietzsche'nin büyük ihtimal Zerdüştle tanışması Antik Yunan filozofu Herakleitos ve tiyatro yazarı Aiskhylos'tu bu iki dehada da çok büyük zerdüşt etkisi görülüyor.
Kitabımıza geçersek Nietzsche bize 3 tane formdan bahseder:
1. Deve formu insan tüm bu yaşamın anlamsız olduğu gerçeğini devenin yük kaldırması gibi sırtlaması(kabullenmesi) gerektiği
2.Aslan formu insanın artık aslan gibi cesaretle ve özgüvenle bu gerçeği aşmayı hedeflenmesi
3. Çocuk formu artık her şeyi unutup kendi öz değerlerini üretmesi gerektiği evre
Kişi çocuk formundan sonra kendi özdeğerlerini oluşturduğu vakit "Üstinsan" olur diyor Nietzsche.Peki bu özdeğer nedir? Bu özdeğeri koymada ki ölçüt nedir ? Nietzsche bu ölçüte Güç istencini koymuştu. Nietzsche güçten bahsederken aslında ruhsal ve bedensel sağlıktan bahsediyordu. Kendine koyduğu özdeğer buydu ve herkes kendi özdeğerini bulup koymalı diyordu.
Eee tamam bu özdeğerimizi nerden bulacağız ? Nietzsche "bengi döngü" diye bir kavram ortaya atar. Fizik sicim teorisi kuantum teorisiyle bu bengi döngü gerçek mi kısmına girmeyeceğim gerekte yok, Nietzsche bunu aslında bir düşünce deneyi olarak ortaya atmıştı. Bengi döngü şöyle ki farz edelim yaşadığın hayatı sonsuz defa yaşayacaksınız. Sonsuz defa yaşamaya değer yaşamaya mutlu buluyor musun bulmuyor musun.
Tabii belki Nietzsche'nin Apollon ve Dionysos kavramlarına değinmeliyim. Apollon aklın düzenin şiirin sanatın tanrısıyken Dionysos şarabın eğlencenin dansın tiyatronun tanrısıydı Nietzsche bu ikisini ying-yang benzeri bir yapıda görüyordü bir yanda düzen ve akıl diğer yanda kaos ve duygular. Nietzsche kendini hep Dionysosa yakın hissetmişti. Nietzsche'ye ne kadar karamsar bir portre çizilse de Nietzsche hep hayat dolu olmak istemiş lakin hastalığı hiç izin vermedi. Yazıyı çok yüzeysel tutmanın vicdan azabıyla bitirmek istiyorum. Karanlık egemen ama aydınlıkta hiç sönmedi.

Yorumlar
Yorum Gönder